8 Şubat 2007

Sarman Saruman


Bir buçuk göz, bi tutam bıyık, koccaman kulaklar, bolca tüy, her daim ıslak olması beklenen ama nedense bizim evde arada bir kuruyan dünyanın en güzel pembe burnu, ve sürekli devinim hışırtı kıpırtı peşinde koşan dört sarı pati üzerinde bir minik kaplan bedeni... İşte bizim 'Saruman'ımız.
Evimizdeki ilk hafta sonunda çekilen bu fotoğrafın üzerinden 5 ay geçti, o artık genç bir kedi. Eve beraberinde getirdiği diğer canlılar yüzünden göbek adını Pirelli ilan ettiğimiz, kaşlarının sağ ve sol tel olmak üzere iki uzun tüyden ibaret olduğu, akşamları tam yatma vakti öncesi gidip peluş ineğini emdiği zamanlar, ilk seferde ne olduğunu bilmediğimiz için bizi paniğe boğan süt dişlerini dökme maceraları geride kaldı. Artık banyoda lavaboya tırmanıp musluktan su içebiliyor, hoparlörlerin üzerinde uyuyor ve avcılığını ispat edercesine her çamaşır asmaya çıktığımda bir sinek avlıyor.
İnsanın çocuğunun hiç büyümemesini istemesi gibi bir şey şimdi hissettiğim, bu fotoğrafa baktıkça.

Hiç yorum yok: