25 Mart 2007

Mrrrr


Saruman bizimle birlikte yaşamaya başladığından bu yana sokakta karşılaştığım kedilerle sohbet eder oldum. Sanırım bunun için İstanbul'daki en uygun sokakta oturuyorum. Çok sevdiğim semtim Kurtuluş, bir sokak hayvanları cenneti, her apartmanın önünde bir su bir de yemek kabı, hiç boşaldıklarını görmedim. Yaşamı paylaşan insanlar daha duyarlı oluyor. Bir kediyi kendini temizlerken görmediyseniz, temizlik anlayışınız eksik kalır; kedi mırıltısını elinizle hissetmediyseniz keyif nasıl paylaşılır tam bilmezsiniz.

Bugün gazetede köpekler için giyim eşyaları hakkında bir haber okudum ve düşündüm, insan niçin köpeğini giydirir. Sonra düşünmeye devam ettim, insan niçin kedi ya da köpek besler. Benim Saruman'ı evde tutarak yaptığım, köpeklerinin cinsini modaya göre seçip onlara pembe kaşmir kazak giydirenlerin yaptıklarının basit hali mi yoksa? Yo hayır, birlikte yaşayacağınız hayvanız siz seçmezsiniz, o sizi seçer öncelikle. Onun sahibi değil, belki bakıcısı belki ev arkadaşı olursunuz. Sanırım bir gün evimizin kapısını sonuna kadar açık bırakacağız. "Sevmek, sevgiliyi bir beyaz güvercin gibi avuçlarına alıp okşamak ve yüreğine bastırıp korumak, ama sevgiliyi daha güzel ufuklar bekliyorsa onu salıvermektir" ne de olsa...

Not: Resim, Selçuk Demirel'in Başka Kediler (Metis Yayınları, 2006) kitabından alınmıştır. Hici'ye koccaman teşekkürler.
"Başlangıçta, Tanrı kediyi kendi suretinde yarattı. Ve, elbette, bunun iyi olduğunu gördü. İyiydi de. Ama kedi tembeldi. Hiçbir şey yapmak istemiyordu. Bu yüzden de daha sonra, birkaç binyıl sonra, Tanrı insanı yarattı. Sırf kediye hizmet etsin, sonsuza kadar kölesi olsun diye. Kediye kayıtsızlık ve sezgi vermişti; insana da kuruntuyu, eliyle iş yapma yeteneğini ve çalışma tutkusunu verdi. İnsan doyasıya kaptırdı buna kendini. Yüzyıllar boyunca, icat, üretim ve yoğun tüketim üzerine temellenen bir uygarlık kurdu. Tek ve gizli bir amacı olan bir uygarlıktı bu: Kediye huzur, barınak ve yemek sunmak. İnsan milyonlarca gereksiz, genellikle saçma sapan nesne icat ederken, tek amacı kedinin rahatı için elzem birkaç nesne üretmekti: radyatör, minder, çanak, talaş kutusu, Breton balıkçı, halı, döşemelik kumaş, hasır sepet; bir de belki radyo, kediler müzik sevdiği için. Ama bunların hiçbirinin farkında değildir insanlar. Çok yaşasınlar. Şükranla anılsınlar. Öyle anıldıklarını sanırlar da. Hayırlısı neyse odur, kedilerin kusursuz dünyasında."
Jacques Sternberg

2 yorum:

La Santa Roja dedi ki...

fetiş için ben de düşünmüştüm bunları. sokaktan kurtarıp bir ev vererek ona iyilik yaptığımı düşündüm, buna kendimi inandırmaya çalıştım hep. ama eve gelirken camda dışarıyı izler bulduğumda içim nasıl cızz ederdi anlatamam.
bazen diyorum bir hayvanla beraber yaşamak ebeveynlik gibi birşey, onun kendisi için neyin iyi olduğunu düşünemeyeceği duygusu taşıyor insan, sanırım o yüzden ben o kapıyı asla açmadım ve açamayacağım.

turumcu dedi ki...

Sahiplenme duygumuz o kadar yüksek ki, sevmek ve sahip olmak içiçe giriyor çoğu zaman. Kaybetmekten mi korkuyoruz ne, halbuki insan eline geçen her şeyi bir ömür boyu ceplerinde taşıyamaz ki.