21 Mart 2007

Öyle bir geçer zaman ki

Sabah servisi kaçırıp işe otobüs ile gelmek durumunda kalınca, toplu taşıma araçlarımızdaki yenilikleri bizzat deneyimleme şansını yakaladım: televizyonlar. Tam otobüslerde bile peşimizi bırakmayan bu renkli müzikli kutulardan şikayet ediyordum ki (yahu bırakın da bari bu yolculuklarda biraz başımızı dinleyelim, bir şeyler okuyalım, sohbet edelim, kendimizle başbaşa kalalım*) Zerrin Özer'in "Paşa Gönlüm" şarkısına denk geldim, ne de güzel klibi varmış, kocaman gülümsedim şarkı boyunca. Güneş de benden yanaydı zaten, mutlu indim otobüsten. Sanırım sabahları radyoyla uyanmak alışkanlığımı geri edinmeliyim.

* Ortaokula giderken müdürümüz velilerin de katıldığı bir törende öğrencilerin serviste geçirdiklerin zamanın asla kayıp olmadığını, bu zamanların ne kadar kıymetli olduğunu anlatmıştı. Servis zamanı değerlidir gerçekten de, ister istemez düşünecek bir zaman parçası olur elinde, insan içine döner, ya da gider başka yerde kuramayacağı arkadaşlıkları kurar. Bütün bunlar olur da, bir önkoşulla, enerjin varsa.

Hiç yorum yok: