3 Haziran 2007

İnleyen Nağmeler

Turumcu & Hici Organizasyon gururla sunar: Yaz geldi, e hadi felekten bir gece çalsak artık yemeği!

Katılımcılar: turumcu, edgerunner, hici, uyurçizer, handan, 70lik yeni rakı

Menü: çupra, patlıcan ezme, zeytinyağlı sarma, yoğurtlu semizotu, cevizli tonbalığı, zeytinyağlı fasulye, salata, kemalpaşa tatlısı, kesme dondurma, karpuz ve bolca buz

Ellerimize sağlık, darısı diğer yaz akşamlarının başına!

17 yorum:

jesterdvine dedi ki...

oooh cidden mis valla :]

darısı benim de başıma dmi?

[ Mair: bazen diyorum keşke üniversiteyi ankara'da okumasaydım. e bak ne oldu? okulu bitirdin ve geri çağrıldın, geri gittin. tüm sağlam kişiler kaldı ankara'da, istanbuldakiler zaten 4 yılda aşına aşına kaybolmuştu ]
[ M: e ne yapacak yakınan adam? herşeyi yine yeniden sıfırdan kuracak burada ]
[ Efy eleştri: e dallama geçen yıl bu zamanlarda bitirdin okulu ve döndün geri. Eeee??? Nerede o yeniden kurulmuş çevre??? ]
[ M cevap: Bilmiyor musun çalışıyordum temmuz'dan bu yana. çalışırken hangi çevre hangi ortam hangi eğlence?? ]
[ E kabul: hmmm haklısın aslında olm. E tabi bi de senin işin çevre yapabileceğin bir iş de değildi zaten. Hmmm neyse, zararın neresinden dönersen kârdır ]
[ M :E yaaani! Usatolyesi'ne boşuna mı katıldım? ]
[ E: Neyse hacım, susalım biraz. Çok konuştuk. Turumcu dövecek bizi!!! ]
[ M: Valla haaa neyse tamam. Ben özür dilerim Turumcu'dan, takma kafana sen ]
[ E: Ok ]

turumcu dedi ki...

Yok canım,hiç öyle huylarım yoktur, hatta çok misafirperverimdir, buyur konuş istediğin kadar :) yalnız düşünmedim değil, gerçek bir diyalog olabilecekken niye böyle diyalogumsu bir monolog?
Bu arada, sen gerçekten o kara kuru Ankara'dan döndüğün için hayıflanıyor musun? (ankaraseverler kızmasın alınmasın bana, gerçi ankarayaalışan, ankaradayaşayıpşikayetçiolmayan gördüm ama hiç gerçek bir ankaraseverle karşılaşmadım)

jesterdvine dedi ki...

Soru: "Gerçek bir diyalog olabilecekken niye monolog?"
Cevap(lar): "aşına aşına kaybolmuştu" boşuna demedim, gerçeği yansıttım sana. Ha diyaloğa girebileceğim bir iki insan var, sıfır da değil hani. Ama onlarla diyalog kaçtan kaçaa. Özetle tek bir kişi ile tam manasıyla o dediğinden var ama o da Ankara'da :)
Netice itibariyle etrafımda insan yok konuşayım paylaşayım..
Ankara konusunda ise; ben Ankara'yı o kadar da sevmedim bir İstanbul'lu olarak. Ama içindeki kimi insanları ve şehrin benim için temsil ettiği şeyleri sevdim. Üstüne, öğrencilik faslı Beytepe'de geçince 4 yıl, daha da sevdim :)
Ama geneli değil, özeli.

turumcu dedi ki...

Seçenek1: Kur çilingir sofrasını, çağır bir hafta sonu Ankara'daki arkadaşları.
Seçenek2: Atla trene tıngır mıngır, misafir ol git Ankara'ya, börekler açsınlar sana, bardak tokuştur arkadaşlarla (kafiyeli olsun diye uğraştım evet).
Etrafında insan yoksa yaratırız be hocam.

jesterdvine dedi ki...

her seferinde aynı yüzler.
her seferinde aynı sesler.
her seferinde aynı konular.
değişiklik arar insan...

ki arıyorum, ki değişikliği zaten severim. ancak turumcu gibi "tanımadığım" birinin "yaratırız" teklifi gelince ne yapacağımı da bilemem :)
a- alırsın ciddiye ama karşıdaki değilse sen olursun saf çocuk
b- almazsın ciddiye ama karşıdaki ciddi ise sen olursun "aptaaal" çocuk.

:)

ne dersin? hangi şık dersin?

turumcu dedi ki...

E ama sen de ne söylesem beğenmiyorsun cicim, hem sağlamlar Ankara'da kaldı diye içleniyorsun, hem yenileri kalanlara yeğ tutuyorsun (mu?).
Turumcu gibi "tanımadığın" birinin "bloguna" yorum yazıyorsun da bir cümle karşısında mı ne yapacağını bilemiyorsun :)
Gerçi benimki bir teklif değil seçenekler zinciriydi, yeni halka eklemek istersen, lütfen önden buyur. Yani ne a ne b, ne hepsi ne hiçbiri,(erman'ın da dediği gibi) yarısı ;)

jesterdvine dedi ki...

(b/2)'nin karesi o zaman :P
sen ciddisin ben ciddiyim. Hah tamam, bu güzel.
Ayrıca evet içleniyorum. Ama neye? Maziye içleniyorum. Neyse yaa, mazi mazidir. Mezardan kalkıp peşimden koşmamalıdır. Eskiler sağlam olabilirler evet. Ama gardrop'ta da epey boş yer var son baktığıma göre.

Evet, yaratmaktan bahseden bir kişi vardı?

turumcu dedi ki...

Evet hemen alayım siparişini, bugünlerde çok yoğunum senkileri de aradan çıkartayım. Nasıl birilerini istersin, ne yesin ne dinlesin nelerden sohbet etsin? Çamurdan mı istersin kaburga kemiğinden mi?
Bütün bunlar bir yana, bizim rakı muhabbeti güme gitti iyi mi :)

jesterdvine dedi ki...

hem yoğunsun hem de rakı muhabbetin gibi süper bir şey güme gitti (götürüldü - kısmen Jd tarafından) ha? :)
o zaman rica ederim bir zahmet jesterdvine.wordpress.com'a uğra, orada iletişim şeysini görürsün el altta, oradan konuşalım.

buraları konu dışı muhabbetimle kirletmemde fayda yok ;)

turumcu dedi ki...

Hommm, madem kılıçlar kınından çıktı, geri koymadan önce biraz kan dökmek lazım :)

Üzgünüm efenim, iletişim şeysileri konusunda çok başarılı değilim, hem yoğunum, üstelik
niye sana ulaşıyorum anlamadım, yaratıcı olan benim, sipariş veren sensin.

Buraları kirletmekte özgürsünüz, ama ben de dilediğimce derleme toplama çalışmaları yapmakta özgürüm. Hem olmadı başka "süper" bi şey yazarım, paşa keyfim tavan yapar.

Alınganlar için önerilen bir şarkı/albüm var mı, mümkünse yan etkisi az olanından olsun.

La Santa Roja dedi ki...

bana bakın sayın turuncu!!
bir rakı sofrası. hemi de bol mezeli. hemi de bensiz! seni densiz..
alacağın olsun tupturumcu. sayende konuşmalarının aralarına kafiyeli sözcükler katarak kötü esprili bir birey kisvesine bürünen zat oldum.
şu içinde bulunduğum nevrotik ve bulanık halimde ne de güzel balık olurdum halbuki şişede.

turumcu dedi ki...

Turuncu değil hanım, turumcu turumcu :D
Ne desen haklısın, ama aynı çemberlerden geçmiş biri olarak sen de kabul edersin ki, henüz ergenlik sıkıntılarını atlatamamış Saruman'ın yaşadığı bir evde bu tür bir organizasyona kalkışmak intaharla eşdeğer olur (ne cümleydi bea). Ama merak etme, hele hava sıcaklığı kritik eşiği aşsın, ben sana bir değil bin şişe sunacağım seçip içinde balık olacağın :)

jesterdvine dedi ki...

peki sayın turumcu, o zaman işte buyrun;
kemikten gelsin çamur'dan türesin fark etmez - düşünmeyi bilsin, düşünebilsin gerisi önem taşımaz.
Olsun güzel olsun az güzel olsun hiç güzel ne fark eder?
Kişi kişi bulacaksa kendine kimi kriterler ne önem arz eder?

(bunun siparişini de yaptık ya?! Hmm bakalım ötesi nedir?) :)

La Santa Roja dedi ki...

sen karıştırdın birader bizim turumcuyu. sofrayı da darma duman ettin.
ya da leyyn, alternatif para arayışlarına mı girdin yoksa?

jesterdvine dedi ki...

adam yakındı durumdan, turumcu önerdi, adam önce şaşırdı sonra katıldı.

ya epey saf bir tip - taklaya geldi
ya da cidden umutsuz hale gelmiş bir tip - "ya herro ya merro" dedi ve iştirak etti.
ya da her ikisi.
ya da hiçbiri.
neyse, neticede ben turumcuyu "başkaları" gibi bilmedim sayın la santa roja, merak etmeyiniz. Kendisini karıştıraydım burada bu satırları yazar olmazdım. :)

La Santa Roja dedi ki...

ha son birşey. tam portakal ağacı tadında bir sofra fotoğrafı olmuş.
altına "şu salatanın tarifini verir misin turumcu'cuğum?" mesajları da almaya başlarsan oldu bu iş derim.

turumcu dedi ki...

İtiraf ediyorum, aslında ben Emine S. Beder'im! 29 kupon biriktirene içinde bu lezzetli salata tarifinin de yer aldığı imzalı yemek kitabımı veriyor zürriyet gazetesi.