7 Temmuz 2007

İzin Günü

Bugün akşam üstüne kadar hayattan izin aldım. Bunca zamanlık koşuşturmacanın yorgunluğunu çıkarmak gerek arada bir durup değil mi! Kendime ayırdım bugünü, tasarrufu da benim elimde çarçuru da. Evimde olacağım gönlümce, Sarumanla birlikte zaman geçireceğiz, okuyamadığım dergilere göz atacağım biraz ayaklarımı uzatıp, gardrobumu düzenleyeceğim canım isterse, oyun oynarım belki, fotoğraf yarışmalarına göz atarım. Beğendiğim afişi evin neresine asacağıma karar verceğim sonra, ojelerimi tazeleyeceğim ya da tümüyle sileceğim, Alkazar'daki Miyazaki Filmleri ile Mithat Alam'daki Aşk Filmleri gösterimleri için program oluşturacağım.

Bugün benim günüm.

2 yorum:

Erman dedi ki...

Sana yardım lazımdır şimdi. Madem çok ısrar ettin, hadi başlasın tavsiyeler :)

Aşk Filmleri:

Los Amantes del Círculo Polar (Julio Medem, 1998, 112')(Gerçi sende vardı ama belki seyretmemişsindir. Sinema keyfi başkadır zaten)

Jules et Jim (François Truffaut, 1962, 102')(Bunu ben de merak ettim. Şu Truffaut efsanesi neymiş anlayalım bakalım)

Dolls (Takeshi Kitano, 2000, 114')
(Hikâyelerin ve görüntülerin çok iyi olduğu rivayet ediliyor. Beğenenleri çokmuş, söyleyenlerin yalancısıyım)

Bu arada dikkatimi çekti. Filmlerin neredeyse yarısı belki daha da fazlası(abartmıyorumdur umarım, bazı filmleri tanımadığım için önyargı olabilir) eşcinsellik, ensest ilişkiler ve şiddet üzerine kurulu. Toplumsal ya da bireysel bunalımlar, aldatma gibi konuları hiç saymıyorum bile, onlara alıştık artık. Organize edenlerin tercihi midir yoksa eski usül aşk tarihe mi karıştı bilmiyorum. Hayır öyle bişey varsa bilelim de ona göre değişime ayak uyduralım dimi yani? Marjinal kaldık iyi mi...

Miyazaki'nin ise başta Rüzgarlı Vadi olmak üzere hepsini seyretmek lazım. Hepsi şeker tadında. Salona kola götürmek, kabuklu-kabuksuz yemiş hüpletmek ve patlamış mısır ile onun kankası cips katiyen tavsiye edilmez. Çocuk olalım, onlar gibi seyredelim.

İyi seyirler...

turumcu dedi ki...

Aslında bu başka bir yazının konusu olurdu ama madem burada başladı, böylece devam etsin.

Miyazaki filmlerinden eksiklerimi tamamlamak için nicedir bekliyordum, bu sene sanki sözleşmiş gibi önce İstanbul Film Festivali, ardından Alkazar çok güzel birer fırsat sundu bana bu konuda. Cuma akşamı Rüzgarlı Vadi'yi izlememizden sonra, geriye Küçük Cadı Kiki kaldı yalnızca. Bir de Komşum Totoro'yu mutlaka tekrar izleyeceğim, hayatım boyunca beni bunca mutlu eden film az bulunur çünkü. Yine de en sevdiğim Miyazaki animesi "Spirited Away"dir, kendisini tek geçerim, animasyon listemde de liste başını paylaşır birkaç filmle birlikte.

Aşk filmlerine gelirsek, maalesef ilk iki haftasını kaçırdım, yani Los Amantes del Círculo Polar'ı evde izlemek gerekecek. Ama bu haftayı kaçırmaya hiç niyetim yok, üçünün de yeri ayrı gözümde (After Sunrise ve After Sunset'i birlikte sayıyorum).

Bu arada, korkarım ki abartıyorsun, hani şu filmlerin yarısından fazlasının eşcinsellik, ensest ilişkiler ve şiddet üzerine kurulu olması durumunu. Oturup saymadım, istatistiki bilgi veremeyeceğim ama bence dengeli bir seçki yapmışlar. Eski usül aşk olarak isimlendirdiğimiz şey aşkın eskiden beri daha sık karşılaştığımız, görünen yüzü bence. Halbuki aşkın tarihi kadar eski eşcinsellik ensest ve şiddetin tarihi. Ama günümüze yaklaştıkça daha görünür ve dolayısıyla bilinir ve kısmen de olsa kabul edilir (edilmesi veya edilmemesi gerektiği değil bahsettiğim) olması nedeniyle sinemada da bu tür aşkın örneklerine daha sık rastlıyoruz artık. Yani eskiden yoktu da yeni icad oldu, ya da şimdi moda böyle de ondan, demiyorum; hep vardı da altını çizen, göstermeye cesaret eden yoktu, var olanları da biz görmezden geliyorduk. Gerçek aşkta ne varsa, onları gösteriyor bu ekran da :)

İşte böyle, gidip görme şansı olanlara Mithat Alam Film Merkezi'ndeki filmleri, özellikle de açıkhava gösterimlerini özellikle öneriyorum. Gidemeyenlere de her ne yapıyorlarsa işlerinde kolaylıklar dilerim.