19 Kasım 2007

Sağlam kafa sağlam vücut ve bir sürü laf


Bu sabah gazetede bir haber dikkatimi çekti; "Kimi Raikkonen'in Formula1 şampiyonluğu resmiyet kazandı" deniyor başlıkta. Raikkonen'in Ferrari pilotu olduğunu bilmiyor değilim, sene boyunca süren McLaren'in 'teknoloji casusluğu' haberlerinin de takipçisiydim, ama ne son yarıştaki itirazdan, ne de tarihin en genç şampiyonu olma şansını 1 puanla kaçıran Hamilton'dan haberim var. Ne büyük hüsran! Ben ki lise hayatım boyunca, pazar öğleden sonralarını aile içindeki ciddi muhalefete rağmen vın zınn vınn dönüp duran (bizzat annemin tanımlamasıdır) arabaları izleyerek geçirirdim. Bütün takımlar, pilotlar, pistler, taktikler hakkında bir fikrim olurdu. Ben ki Efes Pilsen basketbol takımını oyuncuların boy uzunluklarına kadar bilirdim, Final Four yolundaki maçları skorları unutmayacak şekilde izlerdim. Ben ki tenisçilerin sadece şampiyonlukları değil oyun stilleri hakkında bile yorum yapabilirdim. Peki ne oldu şimdi, ne zaman kaybettim kendi yaşamım dışında kalan şeylere ilgimi, kendim içinde yer almasam da yapanları izleyerek keyif aldığım şeyleri?

18 Kasım 2007

Eskilerden bir demet

Geçen gün film seanslarını öğrenmek için sinema sitelerini dolaşırken, taa eskilerden kalma film yorumlarımı buldum. Sanırım 2. sınıfın ortalarında bir zaman, sinema.com hala eli yüzü düzgün ve adam gibi bir siteyken, izlediğim filmlerle ilgili kısa yorumlar yazma girişimim olmuş. "muş" diyorum çünkü hangi filme ne yazmışım hiç hatırlamıyordum görünceye kadar. Bir kısmı çok "cheesy" olsa da, yorumları buraya aktarmak istedim. Yaşlanmak böyle bir şey işte :)

Hamam (Hamam, Ferzan Özepetek, 1997)
Beni hem Ferzan Özpetek'e hem de İstanbul'a hayran bırakan film, belki de şu an bu şehirde yaşıyor olmamın sebebi! Bir şehrin insanı nasıl kendine bağlayıp değiştirebileceğinin en güzel sunumu!

Tesis (Tez, Alejandro Amenabar, 1996)
Çok iyi bir gerilim filmi. Yönetmen şiddete karşı duruşunu en iyi şekilde ortaya koymuş, filmde şiddet görüntülerini olabildiğince az kullanarak vermek istediği mesajı süper iletmiş bence.

Sibirskiy Tsiryulnik (Sibirya Berberi, Nikita Mikhalkov, 1998)
Arkadaşlık, dayanışma, aşk ve hepsinden önce RUSYA. Umarım günün birinde Türkiye için de insanların içini bu derece orada olma ve keşfetme isteğiyle doldurabilecek bir film çekilir.

Chocolat (Çikolata, Lasse Hallström, 2000)
Filmin bitiminde dönüp tüm salondaki izleyicilere baktım, hepsinin yüzünde kocaman birer gülümseme vardı! Böylesine güzel bir film, böylesine güzel bir son. Çok sıcak çok insancıl, tıpkı sıcak çikolata gibi.

Vidocq (Pitof, 2001)
Şaşırtıcı finali ve daha sonra tüm olayları birbirine bağlamak için göstereceğiniz çabadan dolayı izlemeye değer. Finallerin hemen bitiminde izlediğim için belki ama bazı sahneler beni fazlasıyla yordu ve bence yeteri kadar net değildi. Edgar Allan Poe hayranlarının izlemesi gerek yorumuna ben de katılıyorum.

L'ultimo Bacio (Son Öpücük, Gabriele Muccino, 2001)
Afisinden beklenmeyecek kadar akıcı ve dolu dolu bir film! insan ilişkilerinde mutlak doğruların olmadığını, yaşananlarda haklıyla haksızlıgın içiçe oldugunu anlatıyor. bu arada italyan filmlerinin müzikleri süper oluyor bence.

Amen (Amen, Costa Gavras, 2002)
Etkileyici! Bir insanın tüm hayatını üzerine kurdugu degerlere olan inancının yıkılmasının sonuclarını gördüm filmde! bu degerler ister bir insana, ister politik ya da dini bir sisteme dayalı olsun inancın sarsılması insanın umudunun kalmaması gibi bir etki yaratıyor. filmi izleyenler sanırım sorgulamadan kabul ettikleri her şeyi yeniden gözden geçirecekler, ve kendilerini dünyada yaşananlar hakkında daha fazla sorumlu hissedecekler.

El Crimen del Padre Amaro (Peder Amaro'nun Günahı, Carlos Carrera, 2002)

Sonunda "E yani ne oldu, bu muydu, kahrolsun erkekler!" dedirtti bize. Film kilisenin günahlarını Amaro'nun yaptıklarıyla yansıtmaktan çok, genç rahibin ne kadar bencil olduğunu anlatıyor. Filmi görmeden önce okuduğumuz 'aşkıyla kilisenin arasında kalan tutkulu aşık rahip' yazılarından etkilendiğimiz için olsa gerek, tutku ya da arada kalmışlıktan çok katıksız düşüncesizlik ve bencillikle karşılaşınca hayalkırıklığına uğradık.

The Magdalene Sisters (Günahkar Rahibeler, Peter Mullan, 2002)
Dogmacı din duygusundan çok, din çatısı altında sunulan duyarsızlık, bulunduğu konumu sömürme ve gücünü kabul ettirme gösterisi var bu filmde. Bence en önemli nokta, kızların bu iktidarı nasıl kabullendikleri. biraraya gelip başkaldırmaları durumunda hepsi özgür kalabilecekken sinmeleri insanın kendi gücünü nasıl da görmezden gelebildigine iyi bir örnek. bu yüzden de filmin sonu bence çok önemli.

8 Femmes (8 Kadın, François Ozon, 2002)
Tam olarak belirli bir türe sığdırılamayacak bir film bence. 8 kadın da çok başarılı yansıtılmış. Özellikle Isabelle Huppert'ın oyunculuğuna dikkat!

Hable Con Ella (Konuş Onunla, Pedro Almodovar, 2002)
Çok narin ve insancıl bir film! Marco'nun sevdiğiyle paylaşamadığı güzellikler için ağlaması da bunun en güzel göstergesi...

14 Kasım 2007

Senfoni

Hayat çok kişilik bir oyun olsa da,
Başrolde hep sen varsın, bunu unutma!

Çok evin tek çocuğu olanlar bilirler, hele çocuklukları yaşıtlarıyla sokaklarda doya yayıla oynayarak geçmediyse, apartman çocukları denen kuşağa mensuplarsa çok iyi bilirler; insanın kendisi bu dünyada daim kalacak tek yarenidir. En güvenilir sırdaş, en uyumlu arkadaş, en sözü dinlenir danışman, bir monoloğu diyaloğa çevirme yeteneği ve eğilimi sınırsız öteki ben.

Gün gelip de bu monoloğun baskın sesine denk bir başka ses girip açık pencereden içeri hayat bir diyaloğa dönüştüğünde, o ilk ve tek kalıcı yaren susmaz ama sesini kısar belki. İçerlerde bir yerlede mırıldanmaya devam eder. Küstürmemeli...

7 Kasım 2007

Akrostişlerle Siemens'e Doğru

Sabahları her gün evden işe gelirken,
İflahım kesiliyor servisi kovalarken.
Etrafta hiç kimse yok, aman tanrım ne erken!
Masamda bulurum kendimi, elimde anteilige kosten,
Endivarholvari yönlerim kabarır çalışırken.
Nasyonel ve rasyonel diye bahsederler şirketten.
Sen de gel, katıl bize ayrı kalma Siemens’ten!

T. Güçlü Sağnak arkadaşımızı kutluyor, edebiyat hayatındaki başarılarının daim olmasını diliyoruz :)