19 Kasım 2007

Sağlam kafa sağlam vücut ve bir sürü laf


Bu sabah gazetede bir haber dikkatimi çekti; "Kimi Raikkonen'in Formula1 şampiyonluğu resmiyet kazandı" deniyor başlıkta. Raikkonen'in Ferrari pilotu olduğunu bilmiyor değilim, sene boyunca süren McLaren'in 'teknoloji casusluğu' haberlerinin de takipçisiydim, ama ne son yarıştaki itirazdan, ne de tarihin en genç şampiyonu olma şansını 1 puanla kaçıran Hamilton'dan haberim var. Ne büyük hüsran! Ben ki lise hayatım boyunca, pazar öğleden sonralarını aile içindeki ciddi muhalefete rağmen vın zınn vınn dönüp duran (bizzat annemin tanımlamasıdır) arabaları izleyerek geçirirdim. Bütün takımlar, pilotlar, pistler, taktikler hakkında bir fikrim olurdu. Ben ki Efes Pilsen basketbol takımını oyuncuların boy uzunluklarına kadar bilirdim, Final Four yolundaki maçları skorları unutmayacak şekilde izlerdim. Ben ki tenisçilerin sadece şampiyonlukları değil oyun stilleri hakkında bile yorum yapabilirdim. Peki ne oldu şimdi, ne zaman kaybettim kendi yaşamım dışında kalan şeylere ilgimi, kendim içinde yer almasam da yapanları izleyerek keyif aldığım şeyleri?

2 yorum:

Milena dedi ki...

you are mean. I can't read anything of your blog.
How are you Betül?
Lots of hugs,
Milena

turumcu dedi ki...

No, certainly not! All I am trying to do is to give you a good reason to learn Turkish in addition to your German, English, French, Spanish, Dutch and any other language that I couldn't keep track of ;)
I am just back from a one week tour in Italy. It was amazing but it is difficult to concentrate back to work now. How is life treating you Milena? Any plans to come to Turkey in the meanwhile?