31 Ocak 2008

T.K.M.

Tekilayı çok sever,
Eliyle servis eder.
Kalmayınca limonu, portakalı yanına ekler.
Kar demez, buz demez
Aşar dağları, taşları.
Ne keder, ne gam durdurur
Konseptsel bakışları.
Ankara'dır memleketi,
METU'den hep arkadaşları,
Mozaiktir pastası,
Eskişehir'dedir eğitim tayfası.
Ritüeldir jüri onun için
Tek kankam Mert bu şiir senin için.


Güfte: T. Güçlü Sağnak

Yayıncının Notu: Yaa kıskanıyorum ama, kimse bana şiir yazmıo...

14 Ocak 2008

Saruman'ın Gelini

Her şey Saruman'ın beklenenden önce çiftleşme dönemine girmesiyle başladı. Gerçi Saruman'a has bir durum değil bu, geceleri sokaktan gelen seslere kulak verdiyseniz, farketmişsinizdir. Havada aşk kokusu var :) Geçen mayıs ayında benzer bir süreç geçirdiğimiz için, bizi nelerin beklediğini az çok biliyorduk. Bu sefer hem yaş hem de fiziksel olarak gerekli büyüklüğe ulaştığını düşündüğümüzden acil olarak bir gelin arayışına girdik. Ve işimizin kolay olduğunu sanmak gibi bir gaflete düştük.

Niye kolay olmasındı ki, elimizin altında internet denen hayat kurtarıcı ve bu tür konularda yardım ve yataklık yapan bir sürü web sitesi vardı. Hemen kolları sıvadık, Saruman adına hesap açıp gerekli kayıtları yaptırdık, foruma daldık, ve duvara tosladık. Eş arayan kediler listesi daha başlıklardan bizi şoka sokmuştu. Asil siyamına safkan eş arayanlar, damadını lekesiz gri ya da siyah iran arasından seçmek isteyenler, chincillacılar, vancılar, kısacası kedisine eş aramak değil güzellik yarışmasına yavru yetiştirmek isteğinde görünenler... Bize kimsenin cins olmayan bir erkek kediyle kızını çiftleştirmeyeceğini, çünkü öyle bir durumda yavruların safkan olmayacağını ve yuva bulmakta zorluk çekileceğini açıklayanlar... Demek ki insanlar birlikte yaşayacakları canlıları görünümüne göre seçiyorlardı, önce bir soyunu sopunu araştırıp seceresini öğreniyorlardı. Halbuki biz Saruman'ı görmeden sevip birlikte yaşamayı kabul etmiştik. Halbuki biz sadece gençler anlaşsın istemiştik, dil din ırk renk ayrımı yapmadan. Çocuk Esirgeme Kurumu'nda önce akpa pakça sarışın renkli gözlü bebeklerin evlat edinildiğini söylemişlerdi de, inanmak istememiştim. Seveceğin canlının güzeli çirkini mi olur? "Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir." dememiş midir Tolstoy!

Peki bizim hikayemizin sonu nasıl mı bitti? Neyseki benzer düşüncede olan tek kedisever biz değiliz. İpek ile Cem'in biricik kızları Möcül'ü bir haftalığına evimizde ağırladık ve uzun uğraşlar sonrasında sanıyoruz ki Möcül hamile... Genç yaşta babaanne olacağım ne güzel! O bir haftada yaşananlar ise Saruman ile Möcül'ün özelinde :)

11 Ocak 2008

Aynı çağda yaşamadan çağdaşım olabilen yazar: Jules Verne

Aşağıdaki paragraf Jules Verne'nin Yirminci Yüzyılda Paris isimli romanında Michel, Quinsonnas ve Jacques isimli üç dostun arasında geçen konuşmadan alıntıdır. Bakalım yazıda geçenler size de bir yerlerden tanıdık gelecek mi:

- Ticaret ilişkileri halkları birbirlerine sımsıkı bağlıyor. İngilizlerin, Rusların, Amerikalıların bizim şirketlerimize yatırılmış banknotları, rubleleri, dolarları yok mu? Akça kurşunun düşmanı değil mi, pamuk balyası da top mermisinin yerini almadı mı? Düşünsene Jacques! İngilizler, bize tanımadıkları bir haktan kendileri yararlanarak yavaş yavaş Fransa'nın en büyük toprak sahipleri haline gelmiyorlar mı? Ülkemizde uçsuz bucaksız toprakları, adeta illeri var, fetihle değil parayla alınmış! Böylesi daha güvenli tabii. Kimse aldırış etmemiş, bırakmışlar adamları ülkeyi satın alsınlar diye! Öyle ki bu gidişle toprağımızın tümüne sahip çıkacaklar, böylelikle Fatih Guillaume'un rövanşı da alınmış olacak!
- Azizim, dedi Jacques, şunu aklına koy; ve sen de genç dostum, iyi dinle, zira yüzyılın inancının fındık kabuğuna sığdırılmış ifadesidir bu. Montaigne zamanında, ya da Rabelais, "Ne biliyorum?" deniyordu; on dokuzuncu yüzyılda formül "Bundan bana ne?" oldu; şimdi ise şöyle deniyor: "Bunun getirisi ne?". Demek istediğim savaşın bir getirisi olduğu gün, örneğin bir endüstri girişimi gibi, işte o gün savaş geri gelecektir.

Dip Not: Verne'in bu romanı 1863 yılında kaleme aldığı tahmin ediliyor. Ama o dönemdeki yayıncısı Hetzel, ona gönderilen taslağı son derece kesin bir şekilde reddettiği için eser rafa kaldırılıyor ve uzuun bir süre sonra, ancak 20. yüzyılın sonlarına doğru gün ışığına çıkıp basılıyor. İlgilenenler Tübitak Popüler Bilim Kitapları dizisinde son derece uygun bir fiyata edinebilir.

2 Ocak 2008

Kutlu Mutlu Olsun II


Yeni yıl ve bu blogun 50. yazısı aynı zamana denk geldi, daha nice senelere ve yazılara :)

2008 yılında her birimizin en büyük dileğini gerçekleştirmesi umuduyla!