24 Şubat 2008

Soru - Cevap

Soru: İstanbul'a kar yağınca yaşanacakları bir İzmirli mi yoksa bir Ankaralı mı daha iyi öngörür?

Bu arada, İzmir'in havasına ve kızına güven olmaz diyenler halt etmişler. Haftanın başında yağan kardan dolayı evde mahsur kalıp işe gidemezken daha aynı haftanın sonu gelmeden paltoyu evde bırakıp güneş gözlüğüyle flört etmek başka hangi şehirde yaşanır acaba?

21 Şubat 2008

Eleştirmenin Notu: Otur, Sıfır ya da Aferin, Beş Yıldız!

Sanırım yaşlandıkça beğeni kriterlerim yükseliyor, keza tam anlamıyla bir filmi kolay kolay beğenemez oldum. Örneğin, dün akşam sinemadan çıkarken çoğu izleyicinin içtenlikle ve coşkuyla dile getirdiği "çok güzel filmdi" yorumuna içim burkularak dudak büktüm. Tamam keyifli, iyi niyetli, hoş bir filmdi ama eksikliklerini görmezden gelmemi sağlayamadı bu özellikler ne yazık ki. Evet, her zaman mükemmelliyetçi bir insandım ve beni memnun etmek hiçbir zaman kolay olmadı, ama eski festivalleri hatırlıyorum, bitiş jeneriğini ağzım açık hayran hayran perdeye bakakalmış bir şekilde izlediğim çok daha fazla film olurdu bugüne oranla. Sanırım dünyayla birlikte beğenilerim de değişiyor. Amaç da bu zaten, daha rafine bir zevke sahip olabilmek. Yine de bazen daha cahil kalmak istediğim zamanlar oluyor, mutlu olmak öyle daha kolay çünkü.

(Ara Not: Buraya kadar yazdıklarımı bir okudum da, oldukça snob bir ifade kullanmışım, ıyy iyi ki iki üç film izledim, hemen eleştirmen kesildim başımıza!)

Gelelim akşamki filme. "In Search of a Midnight Kiss" yılbaşı gecesini yalnız geçirmek istemeyen iki yabancının 31 Aralık günü internet üzerinden ayarladıkları buluşma ve sonrasında gelişen olaylarla ilgili bir film (konuyu bir cümlede anlatmaya çalışmak beyhude bir çaba ama aynı zamanda gerekli de). Konusu ve yapısı itibariyle Before Sunset'i oldukça andırmakla birlikte (filmden sonraki kısa söyleşide yönetmen Before Sunset'den çok etkilendiğini, bir nevi daha kişisel ve daha cinsel mizah yüklü bir film yapmak için yola çıktığını dile getirdi) mümkün olduğunca iki filmi kıyaslamadan değerlendirmek istiyorum, çünkü öyle yaparsam In Search of a Midnight Kiss maçı hükmen mağlup kapatacaktır. Oldukça içten, yönetmenin kendini ve arkadaşlarını kattığı bir çalışma olması filmi keyifli kılarken, karakterlerde özellikle de baş kadın karakterde bir "copy&paste" varmış izlenimi yarattı bende. Yani yönetmen (aynı zamanda filmin senaristi) beğendiği ya da ilginç bulduğu özellikleri sanki bir kişinin üzerinde toplayarak o karakteri yaratmış gibi. Filmin başında aşırıya kaçan bir dominantlık, kabalığa varan bir kendine güven sergileyen Vivian, kitapları iğrenç bulan müzelerden nefret eden çok küt bir karakterken filmin ortasında LA'de boş duran tarihi tiyatrolar için garip bir hassasiyet gösteriyor, bu diyalog da nereden çıktı şimdi dedirtiyor. Karakterler ya da olaylar gerçekçi olmak zorunda değil bir filmde, benim asıl beklentim onların tutarlı olması. Kendi başına hoş duran olayları ard arda sıralayarak birçok güzel sahne içeren ama bütünlüğü olmayan bir film ortaya çıkmış oluyor. Filmin sorunu da tam olarak buydu bence, samimi ve güzel ama bütünsellikten uzakta.

20 Şubat 2008

Uy-ku-suz

Çeçe sineği saldırısına uğramış gibiyim, bitmez tükenmez bir uyuma isteği, çapaklı gözlerle şaşkın ve yorgun bakışlar, etkinlik ayırt etmeden süregelen "bitse de uyusam" düşüncesi... Yakıtım her ne idiyse sanırım tümüyle tükettim, şimdi depoyu doldurmam gerek. Bunun için önce şöööyle güzel bir uyku çekeyim!

15 Şubat 2008

On ikiiiiii

Efendim, 7. AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali yani IFİstanbul 2008 programıma hemen aşağıda görmüş olduğunuz güzide linkten ulaşabilirsiniz. Haa bu sizin ne işinize yarar bilemiyorum, ama madem bu seneki festival sitesinin böyle bir güzelliği var, biz de yararlanalım değil mi!

Turumcu'nun festival programı

14 Şubat 2008

Kara Elmas

Penguen şimdiye kadar gelmiş geçmiş en güzel kapaklarından birine imza attı bu hafta. Benden size bugüne özel armağan olsun :D