11 Mayıs 2008

KadınCa II

Birkaç hafta önce (buraya oldukça geç yazabildiğim düşünülürse birkaçtan biraz fazla olabilir) içimdeki fotoğraf aşkı kabardığı için, bir cumartesi sabahı Edgerunner ile birlikte Emirgan'a gezi düzenledik. Amaç laleleri çekmek. İstedim ki fotoğraf makinemin pasını sileyim, ama istemek yetmiyormuş, yanıma film de almalıymışım! Ne yapayım, makinenin içindeki film yeni sanıyordum, meğer uzun süre kullanmayacağımı bildiğimden midir nedir, içi boşmuş. Olsun, bu vesileyle Edgerunner'ın süpersonik fotoğraf makinesini kullanmayı öğrenmiş oldum. Kendisine teşekkürü bir borç bilirim, yine de benim caanım Canon AE1'im, benim caanım 50mm lensim demeyi de ihmal etmem.

Asıl bahsetmek istediğim, şu kısacık gezi sırasında şahit olduğum ve ağzımı bir karış açık bırakan anne - çocuk diyalogları aslında. Eğitimin temelinin sağlıklı ebeveyn - çocuk iletişimine dayandığını düşünürsek, ülkemizde çocukların ne kadar tutarsız, sağlıksız, yanlış yetiştirildiğini basit birkaç örnekle aktarmak isterim:

Olay 1
3 kişilik bir aile; 3-4 yaşlarındaki kız çocuğu önde koşuşturmakta, anne ile baba kızı tehditvari bir şekilde uyararak arkadan ilerlemektedir. Biz tam yanlarından geçerken olaylar gelişir:
Baba (Edgerunner'a soruyor): Burada çocukları kaçırıyorlarmış, değil mi?
Edgerunner: Ben hiç duymadım öyle bir şey, bilmiyorum.
Anne: Esra dur! Dur diyorum, durmazsan canını yakmak zorunda kalacağım. (Çocuğunu dövmeden önce bu kadar medenice uyaranını ilk defa duydum.)

Olay 2
Anne hızla ileriye doğru koşan 4-5 yaşlarındaki oğluna seslenmektedir:
Anne: Emree, o tarafa doğru koşma, polis var orda yakalar seni, gel buraya. (Polis korkusu taa küçükten yerleştirilmiş hepimizin içine. Niye tehdit ve korkutma yöntemi bu kadar sık ve yersiz kullanılır?)

Olay 3
Anne ve yüksek sesle ağlamakta olan oğlu yanyana yürümektedir.
Anne: Bak Sinan, eğer ağlamayı bırakmazsan seni burada bırakır giderim. Ev çok uzakta, kendin gelemezsin, kalırsın burada bir başına. (Muhtemelen annenin gerçekleşmeyen üçbinbeşyüzaltıncı tehdidi, zira bu seferki de zerre kadar etkili olamadı.)

Ne zaman ki çocuklarımıza birer yetişkin gibi davranacağız, o zaman düzgün iletişim kurabilen, sorumluluk sahibi, iyi yetiştirilmiş bireylerimiz olacak. Ama bizim yetişkinlerle iletişimimiz de sorunlu değil mi?

3 yorum:

La Santa Roja dedi ki...

Hah haa aynı şeyi daha bugün konuşuyorduk. İğneci, dolap içinde ve yatak altlarındaki canavar, bırakıp gitme, ölme, bir başkasının annesi olma vb tehditleri daha bebeyken manyak yapıyor insanları işte.

Elif dedi ki...

o kadar canımı sıkan bir konuya değinmişsin ki. her cümlenin altına imzamı atarım.

bazen o kadar sinirleniyorum ki, o cocukları ebeveynlerinin ellerinden cekip alasım ya da kavga cıkarasım geliyor, kime ne yararı olacaksa!

turumcu dedi ki...

Bir "Annelik Yüksek Şurası" oluşturacaksın, uygunsuz davranışlarda önce uyarı daha sonra da annelikten men cezası verebilecek. "Hanımefendi, çıkarken çocukları yetkili arkadaşa teslim edin lütfen!" Biraz gestapovari ama aklımdan geçmiyor değil...