16 Eylül 2008

Benim artık umudum yok!

Neden mi?

Tuzla Tersaneleri'nde göz göre göre işçiler ölüyor...
Konya'da tüp patlamasıyla kaçak bir Kuran kursunun öğrenci yurdu çöküyor, 18 çocuk enkaz altında hayatını kaybediyor, velilerin biri bile şikayetçi olmuyor, takdir-i ilahi...
Doğumevinde 15 günde 28 bebek ölüyor, kimsenin çıtı çıkmıyor...
Antalya, tarihinin en büyük ve en zarar verici orman yangınını yaşıyor, 4 gün boyunca cayır cayır yanıyor ormanlarımız...
Tekel bayiler belediye zabıtalarınca ölesiye dövülüyor, biz görüntüleri televizyondan izliyoruz...
Gözaltına alınıp tutuklananlar 1 yıl boyunca iddianamesiz olarak hapiste tutuluyor...
Polis, dur ihtarına uymadığı için 7 ayda 13 insanı insanı vuruyor...
İktidar partisinin genel başkan yardımcısı alenen 1 milyon dolar rüşvet alıyor, ne iktidardan ne medyadan ses yok...
RTÜK başkanının adı Almanya'daki Deniz Feneri davası iddianamesinde defalarca geçiyor, konuyla ilgili Türkiye'de atılmış hiçbir adım yok...
Sürekli ya elektriğimiz ya suyumuz kesik...
Kesik olmadığı zaman da suyumuz arsenikli, elektriğimiz 4 ayda bir %20 zamlanıyor...
Petrol rezervlerinin yanıbaşında yaşasak da, dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanıyoruz...
99 depremi nedeniyle konan özel iletişim vergisini 9. yılında ödemeye devam ediyoruz...
Trafik cehennem gibi...
İnternetimiz sansürlü...
Başbakan çevrecinin daniskası...

Ve bütün bunların karşılığında, sıradan bir vatandaş olan ben, gelirimin 3'te 1'ini, daha elime geçmeden, devlete vergi olarak ödüyorum.
Neyin karşılığında?
Yukarıda saydıklarımın...

Hiç yorum yok: