18 Eylül 2008

Bir tatil hikayesi


Bir hafta terlik giydikten sonra rahata alışan ayaklarınız ayakkabılarınıza isyan bayrağını açmış, sırt çantanızın dibinde kumlar var, çamaşır makinesinin önünda başta havlular olmak üzere şehre ait olmayan tüm giysiler, cüzdanınızdan gidiş dönüş otobüs biletleriyle bagaj fişleriniz çıkar. Teniniz tuzlu, saçınız denizin verdiği doğal güzellikle kıvır kıvır hala, bir hafta boyunca gazeteyi basılı kağıttan okumanın, sabahları kızarmış ekmek ve reçel yemenin, güneş sivilcesi çıkarmanın, sevgiliyle başbaşa kalmış olmanın huzuru akar damarlarda...
Tatil geride kaldı ama tatil fotoğraflarına büyük ekrandan bakabiliriz artık!

3 yorum:

La Santa Roja dedi ki...

Ya turumcum hala bembeyazsın ama!!! Yan azcık be gülüm.

Elif dedi ki...

Tatil mutluluğu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi, içim ısındı Google bile sonbaharın gelişini muştuluyorken :)

turumcu dedi ki...

Evet, ben süt ve süt ürünleri ailesine mensubum. Okuldaykan bütün yaz deniz güneş gördüğüm zamanlarda bile "aa göbeğin hiç yanmamış, aman sen ne kadar beyaz kalmışsın" derlerdi. Napalım böyle kabul etmeniz gerek beni :P