25 Aralık 2008

Bu şehir arabasız çekilir mi?


İşe giderken ikidir karşıma çıkan bir reklam var, İETT otobosünün arkasından insanlara sesleniyor:

"Sarıyer-Taksim 20km. Bu şehir arabasız çekilir mi? Taşıt krediniz XXX Bankası'nda!"




Hayır kardeşim, bu şehir asıl arabayla çekilmez, hatta kimi hanelerde iki veya daha fazla araç olmasından dolayı çekilmiyor da! Kaynakların sınırlı olduğu günümüz dünyasında İstanbul'u daha yaşanılır hale getirecek şey, herkesin mütemadiyen şahsi aracını kullanmasını teşvik etmek değil, toplu taşımayı özendirmek olmalıdır. Trafik sorununun çözümü yeni yollar yapmak değildir, yol yaptıkça araç artacak ne de olsa.

Her gün yaklaşık 70 km yol yapan ve İstanbul'un trafik derdinden fazlasıyla muzdarip biri olarak bu konuda asıl çözümün araç sayısının artmasını engellemek olduğunu, bunun da insanlara kısa zamanda çilesiz bir şekilde istedikleri yere gidebilecekleri alternatifler sunarak yapılacağını düşünüyorum. Bu şehir düz değil, kimse Londra ya da Paris metro haritalarını gösterip ahlanıp vahlanmasın. Ama ulaşımın tek çözümü de metro değil, kaldı ki tüm şehri saran bir metro ağı kurulamasa da Lizbon örneğinde olduğu gibi ana noktaları kapsayan hatlar çizilebilir. Üç aydır işten eve dönüşlerimi çile haline getirmesine rağmen metrobüsün de yılmaz destekçisiyim ayrıca. Umarım diğer toplu taşıma araçları ve servisler için de benzer çözümler üretilebilir. Pozitif ayrımcılık önemlidir ve gerektiğinde kullanılmalıdır!

Son dönemde bana sıkça sorulan bir soru var, araba kullanıyor muyum? Hayır kullanmıyorum. Neden? Şu an arabam yok ve şimdiye kadar hiç ilgimi çekmedi. Ama bir gün mutlaka olacak diyorlar. Neden bu araba diretmesi? Oturduğum mahalleyi düşünüyorum. 3 dakika mesafede bir metro ve otobüs durağı, iki market, bir poliklinik, ve tüm ihtiyacımı sağlayacağım bakkal manav tesisatçı nalbur kargo bayisi banka şubesi pastane lokanta var. Yaklaşık 20 dakikalık yürüme mesafesi içerisinde ondan fazla sinema, yedi tiyatro, iki konser salonu, bir alışveriş merkezi, bir açıkhava tiyatrosu, bir kongre merkezi var. Ama sokağımda park yeri yok. Bu durumda ben niye araba alayım söyleyin a dostlar?! Aslında ehliyet almak vardı bu seneki planlarım arasında, ama böyle diretenler oldukça ona da hiç bulaşasım gelmiyor.

3 yorum:

La Santa Roja dedi ki...

Ben Jetgiller'in katlanıp briefcase'e dönüşen arabalarından çıkınca alıcam. Ya da camdan içeri giriş açıp salonu otoparka çevirebilirim :p O değil de, öğrenciyken arabamız olsaymış be turumcum, gecenin bir yarısı canımız kurufasulye isteyip Üsküdar'a gidebilirdik mesela... Ahh ahh too late. Ben de almıycam araba, İstanbul'da olduğum müddetçe - yalnız değilsin.

Cornflake Girl dedi ki...

o bahsi geçen reklamı,bir iett otobüsünün arkasında yayınlamak da ayrı ironik değil midir? :)
cola satan makinanın üzerine pepsi kampanya broşürü yapıştırmak gibi bişi bir nevi:P

turumcu dedi ki...

Sanırım en fazla durakta otobüs bekleyen insanları hedefliyorlar, yoksa arabanda otururken bu reklamı görmenin çok da bir anlamı olmasa gerek.
Öğrenciyken arabası olan bi sevgilimiz ya da kankamız olmalıydı La Santa Roja! Bi kuru fasulye yiyemedik gönlümüzce :P