29 Mart 2009

Seçimler üzerine...

Seçimler sonuçlanmadan konu hakkında birkaç kelam etmek isterim, ne zamandır aklımda dönen şeyler vardı ama bir süredir yazamıyorum, anca oturdum ekran karşısına...

Geçen genel seçimlerde DP'nin hüsrana uğraması sonucu Mehmet Ağar'ın istifası ve görevden ayrılması sürecinde, hayatı boyunca sosyal demokrat olan annem Ağar için üzüldüğünü söylemiş, benim ona "Değmez anne, bu adam için mi üzülüyorsun, yapma allahaşkına" demem üzerine beni merhametsiz olarak nitelendirmişti. Geçen gün ise bir arkadaşımın annesinin Muhsin Yazıoğlu'nun ölümüne çok üzüldüğü için yerel seçimlerde BBP'ye oy vereceğini öğrendim. Bu durum (1. yoğun merhamet duygusu 2. seçimlerin yapılma nedenini bambaşka motiflerle bağdaştırmak) ülkem insanına mı özgü merak ediyorum. Siyaset bilimi doktorası yapsam, araştırma konusu alternatiflerimden biri bu olurdu muhakkak.

Seçim kampanyalarını incelediniz mi? İşim nedeniyle bu dönemde İstanbul'un Bağcılar'dan Kartal'a kadar oldukça farklı ilçelerinde bulundum ve biraz gözlem yapma şansım oldu. Yazılı basın ve televizyonu çok takip edemiyorum, ama açıkhavada ve internette yeralan kampanyaları yakından izleyebildim. Hemen hemen her ilçede en organize, en bütünsellik içinde kampanyayı AKP'nin yaptığını farkettim. Öncelikle, düsturunu/parolasını en net belirlemiş, ortaya en net hedef koyan partiydi AKP. Diğer partiler Türkiye'yi geçtim, tüm İstanbul'da bile tek bir motto üzerinden hareket edemediler nedense (burada Saadet Partisi'ni es geçmek haksızlık olur). CHP seçmeninin kent merkezine sıkıştığını biliyorduk, ama CHP'nin o kentli seçmene dahi en azından kampanyası dahilinde tutarlılık içinde yaklaşamaması beni şaşırttı.

Gerçi en önemli konuyu sona sakladım sanırım; "Du bist Deutschland" 2005 yılında başlayan Almanya'da yeni bir milliyetçi duygu ve olumlu düşünce yakalama çalışan bir sosyal pazarlama kampanyasının mottosu. Bizim sevgili kampanyatörlerimiz de bir miktar esintiden kimseye zarar gelmez diye düşünmüşler sanırım. İndiragandi hesabı...

Hiç yorum yok: