24 Nisan 2009

The furthest I can go!

Bir süredir yazmak istediğim halde zaman bulup yazamıyorum, 16 günde 19 film izlemek beni sersemletti, iş yerinde de bütçe dönemi başladı, yoğun çalışmalar.
Tüm bunların yanında ve daha önemli olarak hayatımda şok bir son dakika gelişmesi yaşandı. Siz bu satırları okurken ben Yeni Zelanda'ya doğru yol alıyor olacağım. Yolculuk organizasyonu o kadar son anda oldu, vize işlemlerini öyle hızlı yapmamız gerekti ki hala tam olarak inanamıyorum gittiğimize.
Mayıs başında burada olacağım. Dönüşte görüşmek ve yeni anıları paylaşmak dileğiyle...
On the road again :)

23 Nisan 2009

Film Seçkisi 1

28. İstanbul Film Festivali'nin ilk haftasında izlediğim filmler arasında sizlere önereceklerim (yeterli zamanım olmadığı için ikinci haftayı sonraya bırakıyorum):
8 (Fransa, 2008): 2000 yılında Birleşmiş Milletler dünyadaki yoksulluk oranını 2015'e dek yarıya çekebilmek "Milenyum Gelişim Hedefleri" dedikleri sekiz başlık belirledi. 8 ayrı yönetmenin birer başlığa ilişkin çektiği kısa kısa filmlerin bir araya gelmesiyle oluşan 8, hem ülkemizde haberi yapılmayan Milenyum Gelişim Hedefleri ile ilgili farklı bir şekilde bilgilenmek hem de herbir yönetmenin kişisel penceresinden bakmak için iyi bir fırsat yaratıyor.

Gir Kanıma (Låt den Rätte Komma in, İsveç, 2008): Hem korku gerilim, hem romantik, biraz fantastik, biraz dramatik, hepsini de başarıyla kotarmış. Türler arası yolculuğu seven ve vampir filmlerinden hoşlananlar için.

Evlilik Sınavı (Easy Virtue, İngiltere, 2008): Şaşırtıcı bir şekilde Jessica Biel'in beni kendine hayran bıraktığı ve müziklerine çok emek harcandığını düşündüğüm eğlenceli bir komedi filmi.

Cennetin Yüreği (Himlens Hjärta, İsveç-Danimarka, 2008): Evlilik ve ilişkiler üzerine, yakın çekim planların yoğun olarak kullandığı, son derece sade ve doğrudan anlatıma sahip etkileyici bir film.

Mamut (Mammoth, İsveç-Almanya-Danimarka, 2009): Çok yoğun bir anlatıma sahip, katmanlı, derin bir iz bırakan ve sorgulatan, anlatılmaz izlenir türden.

Il divo (İtalya, 2008): Benim jenerasyonum için pek de bilindik bir isim olmayan, İtalyan siyasetinin elli yıldır var olan en önemli politikacılarından Giulio Andreotti'yi rock müzik eşliğinde ve sıradışı şekilde ele alan politik bir portre filmi.

İz Sürücü (A Nyomozó, Macaristan, 2008): Festivalde beni en çok şaşırtan film oldu. İzlediğim en başarılı kurban-katil tiplemesine sahip, hem eğlenceli hem gerilimli.

2 Nisan 2009

Bağımsız Medya İstiyoruz!! (yine yeni yeniden)

"Sabah Gazetesi’nin genlerinde gazetecilik var. Son 10 senedeki sorunlarına bir bakmak gerekiyor. Sabah'taki çalışanlar öylesine iyiler ki, başlıkları kimseyi memnun etmez ya da huzursuz etmez."
Mehmet Barlas'ın dün akşam Canlı Gaste'de söylediği bu sözlere nasıl güleceğimi şaşırdım! Mavi ekran...