31 Aralık 2009

16 Aralık 2009

Hastası olduğum 3 şey

Yeni bir akım başlatıyorum, bundan böyle yeri geldikçe o dönem hastası olduğum 3 şeyi paylaşacağım sizinle.

Bu aralar kulağımdan düşmeyen şarkılar:
Cat Power - Werewolf
The Pierces - Secret
Koop - I see a different you

Dinleyin, dinletin...

15 Aralık 2009

Her iyi arkadaşın içinde bir Noel Baba yatar :)

Servisi kaçırmam konusunda ilkbahardan itibaren yakaladığım düzelme ivmesini son iki haftadır darmadağın etmiş bulunuyorum. Karanlıkta kalkmayı hiç sevmiyorum, kalkamıyorum da sonuçta. Her sabah bir koşuşturmaca, evden servis durağına depar denemeleri, kaçan servisin arkasından hüzünlü gözlerle bakakalış... Bu yılbaşı, güçlerinizi birleştirip bana bir Philips Wake-up Light almak istemez misiniz (omuzlarımı yukarı kaldırıp başımı hafif yana eğmiş, kocaman ıslak gözlerle size bakıyorum şu anda)?

14 Aralık 2009

Bir gaza gelme hikayesi...

Ntvmsnbc'nin 11 Aralık 2009 Cuma tarihli haberinden alıntıdır:


YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'ndeki sosyal tesislerde düzenlediği basın toplantısında, görevinin ikinci yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Önemli açıklamalar yapan YÖK Başkanı Özcan, Danıştay’ın, katsayı kararının yürütmesini durdurmasının ardından bütün olasılıkları dikkate aldıklarını belirtti.
"Gerekirse hukuku dolanacaklarını" söyleyen Özcan, ''B planımız var, C planımız var, D ve E'ye kadar planlarımız var. Bunu baştan biliyorduk. Her şeye hazırlandık'' dedi.
Konuyla ilgili son kararın, 17 Aralıkta yapılacak YÖK Genel Kurulunda alınacağını bildiren Özcan, ayrıntılı açıklamanın da o tarihte yapılacağını kaydetti.
Özcan, ''planlarına, sınav sisteminin de dahil olup olmadığının'' sorulması üzerine, sınav sisteminin ana hatlarıyla aynı kalacağını, sınav tarihlerinin de değişmeyeceğini bildirdi.
Toplantının ardından NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün'ün sorularını yanıtlayan YÖK Başkanı Özcan, katsayı tartışmalarında sürekli gündeme gelen imam hatip liselerini de genel liseye dönüştürebileceklerini söyledi.
Bunun radikal bir değişiklik oLacağını belirten Özcan, “Ortaöğretimde seçmeli din bilgisi dersi olabilir. Bu derste Kur'an, namaz hadisleri, ayetler gibi, İslam’ın temel prensiplerini verebiliriz” dedi.
YÖK Başkanı, "Gerekirse hukuku dolanırız" şeklindeki sözlerine de açıklık getirdi.
Yargı kararlarına karşı saygılı olduklarının altını çizen Özcan, "Ama bizim hukuka karşı bir çözümümüz olacaktır. Hiç durmayacağız" dedi.

Adam bana diyecek bir şey bırakmamış! Ağzım açık bakıyorum ekrana...
Bu nasıl bir hırstır, nasıl bir gaza gelme durumudur, YÖK başkanı nasıl olup da kendi yetkileriyle ilgisi olmayan bir konuda "gerekirse şöyle yaparız, hiç durmayız" diyebilmektedir.
Ayrıca kendi lafının anlamını da mı bilmemektedir, kulağı mı işitmemektedir, imam hatipler genel liseye dönüşürse din dersi nasıl seçmeli olacaktır?
Katsayı eşitliğinin arkasındaki nedenleri alenen ortaya koymasını geçtim, bürokratlarımızın ve siyasetçilerimizin kuklalığını, pervasızlığını ve yüz kızarma konusunda sınır tanımazlığını bize tekrar tekrar gösterdiği için hukukun da bu adama karşı bir çözümü olmasını talep ediyorum!

3 Aralık 2009

Sweet dreams

Son dönemde, yaklaşık son on gündür, hemen hemen her gece rüyamda mezun olduğum liseyi ya da liseden arkadaşlarımı görüyorum. Bilinçaltım bana bir şeyler anlatmak için çırpınıyor besbelli, ama ben bir anlam veremiyorum. Tek bildiğim bu rüyaların beni hüzünlendirdiği. Uyandığımda garip bir yalnız kalmışlık, yitirmişlik duygusuyla başbaşa buluyorum kendimi.

Zaten nedense mutlu rüyalara dair fazla kaydım yok, hayatımda beni en çok etkileyen rüyaları düşündüğüm zaman en kötüleri hatırlıyorum hep. Kanser olduğumu ve yaşamak için çok az zamanımın kaldığını okula giderken karşıma çıkan bir seyyar satıcıdan öğrendiğim rüya var örneğin. Patlamak üzere olan bir mekikten son anda kurtulup uzayda yalnız başıma 20 dakikalık oksijenimin kaldığını farkettiğim bir başka örnek. Mezun olduktan çok sonra bile çalışamadan girdiğim karın ağrıtıcı sınavlar, hiç seyahat etmediğim zamanlarda bir türlü toplamayı yetiştiremediğim bavullar daha sıradan kalıyor.

Çocukluğum boyunca en sık gördüğüm üç rüya, beni öldürmek isteyen kötü niyetli kişilerden kaçtıklarım, okula ayakkabısız ya da çorapsız gittiklerim, ve asansörün en üst katta durmayıp yukarı çıkmaya devam ettiği rüyalar oldu. Asansörlü olanın bir anlamı var, altı katlı bir apartmanın en üst katında oturuyorduk ve ben hep korktum o eski asansör altıncı katta durmayıp ilerleyecek diye. Ama şu okula çorapsız gitme durumunu hala anlayamıyorum. Çok mu içime atıyorum dersiniz, stresli bir yapım olabilir mi acaba?

1 Aralık 2009

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapan Adam'ı uğurlamak

Filminin çok özel bir yeri yok bende ama kendisinin var. Sinema yapmak için zorunlu varsayılan önkoşulların geçersizliğini bizlere gösterdiği için değil sadece, tutkuyu ve azmi yaşamaya dair ender örneklerden biri olduğu için de...
İnsanın yüreğiyle kafasındaki sesi birleştirip dinlemesinin, hayatı boyunca hayallerinin ve tutkularının peşinde ilerlemesinin en görünür örneklerinden biri olduğu için teşekkür ediyorum ona. Güle güle Ahmet Uluçay...


''Sinemayı sevmenin, ona tutkuyla bağlanmanın nasıl bir şey olduğunu zaman zaman unutuyoruz; onun bir sanat dalı olduğu gerçeğini yadsıyarak işin ticari boyutuna meylediyoruz kimi zaman, rakamlara boğuluyoruz, paranın gücüyle açıklıyoruz sinemanın kapladığı alanı. Ama bir adam vardı ki, onun yaptıkları ya da yapmaya çalıştıklarıyla yeniden hatırlamayı başarıyorduk sinemanın bizler için ne ifade ettiğini. Evet, Ahmet Uluçay’dı o adam; Kütahya’daki köyünde yeşerttiği sinema sevdasını önce efsane kısa filmleriyle, ardından da 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' adlı ilk ve tek uzun metrajlı çalışmasıyla kitlelere yaymayı başarmış, sinemayı çok sevmenin azimle değerlenen dersini vermişti bütün sinemaseverlere.'' (Murat Özer, Sinema eleştirmeni)