1 Aralık 2009

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapan Adam'ı uğurlamak

Filminin çok özel bir yeri yok bende ama kendisinin var. Sinema yapmak için zorunlu varsayılan önkoşulların geçersizliğini bizlere gösterdiği için değil sadece, tutkuyu ve azmi yaşamaya dair ender örneklerden biri olduğu için de...
İnsanın yüreğiyle kafasındaki sesi birleştirip dinlemesinin, hayatı boyunca hayallerinin ve tutkularının peşinde ilerlemesinin en görünür örneklerinden biri olduğu için teşekkür ediyorum ona. Güle güle Ahmet Uluçay...


''Sinemayı sevmenin, ona tutkuyla bağlanmanın nasıl bir şey olduğunu zaman zaman unutuyoruz; onun bir sanat dalı olduğu gerçeğini yadsıyarak işin ticari boyutuna meylediyoruz kimi zaman, rakamlara boğuluyoruz, paranın gücüyle açıklıyoruz sinemanın kapladığı alanı. Ama bir adam vardı ki, onun yaptıkları ya da yapmaya çalıştıklarıyla yeniden hatırlamayı başarıyorduk sinemanın bizler için ne ifade ettiğini. Evet, Ahmet Uluçay’dı o adam; Kütahya’daki köyünde yeşerttiği sinema sevdasını önce efsane kısa filmleriyle, ardından da 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' adlı ilk ve tek uzun metrajlı çalışmasıyla kitlelere yaymayı başarmış, sinemayı çok sevmenin azimle değerlenen dersini vermişti bütün sinemaseverlere.'' (Murat Özer, Sinema eleştirmeni)

Hiç yorum yok: